Piggly Wiggly ile Çekme Sistemi

“Everyday is saving day at Piggly Wiggly”

Dünya, Clarence Saunders’ı ilk “supermarket” yapısının kurucusu olarak tanıyor.

Peki Taiichi Ohno’ya ilham veren, farkında olmadan dünyayı değiştirecek bir prensibin icadını yapan kişi olduğunu biliyor muydunuz?

Sene 1916

Gözlem yeteneği ve çözüm üretme konusunda tartışılmaz becerilere sahip olan Clarence’ın en önemli özelliği çalışan sistemlerdeki problemleri görebilmesiydi.

O zamanlarda, dükkanlarda tezgahtar olarak çalışan görevliler bulunuyordu; müşterilerin taleplerini tek tek raflardan ya da depodan alıp getiriyorlar, müşterinin ödemesini alıyorlar, ürünü müşteriye teslim ediyorlar ve hatta müşterinin evine kadar teslimatı yapıp tekrar dükkana geri dönüyorlardı; çok yavaş işleyen, aşırı beklemesi olan bir sistem olmak ile birlikte tezgahtar maliyetini ve müşteri memnuniyetsizliğini artırıyordu bu sistem.

Image for post

Clarence bu problemi görerek, müşterilerin kendi ürünlerini kendilerinin almasını sağlayan bir çekme sistemi oluşturdu. Mağazayı iki kapısı olacak şekilde tasarladı; müşteriler, ilk kapıdan giriş, diğerinden de çıkış yapacaklardı. Her müşteri kendi ihtiyacına göre, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyaç duyduğu zaman, ihtiyaç duyduğu miktarda alacaktı. Rafta bulunması gereken belli ürün adet sayısı olacak ve eksilen ürün adetine göre depodan yeni ürünler getirilecekti. Ve tam da beklediği gibi oldu, sistem çalışıyordu. Hatta girişe konulan sepetler ile insanları daha çok ürün almaya yönlendiren, satışı artırmaya yönelik taktikler bile keşfetmişti.

Yaklaşık 40 yıl sonra küçük bir otomobil üretim şirketinde çalışan genç bir Japon mühendis, süpermarketin bu sisteminden çok etkilenecekti.

Image for post

O sıralarda Japonya’da Toyota Otomobil üretim şirketinde çalışan Taiichi Ohno’ nun ta kendisi. Süpermarketlerin arkasında bulunan ilke, Taiichi Ohno’ nun yaşamış olduğu eşit derecedeki basit ve zor olan bir problemi çözmesine yardımcı oldu: Balans Ağırlığı Problemi!

Balans (Denge) Ağırlığı Problemi

Eğer araba kullanıyorsanız, biraz ilginiz varsa, kış lastiği değişimi yaptırdıysanız ya da direksiyonunuz, hızınız arttığında titremeye başlıyorsa biliyor olabilirsiniz. 🙂 Örneğin, yolda ufak da olsa bir çukura düştüğünüzde, jantınızın küçük bir hasar görmesinde, çamurlu bir yoldan düz asfalta geçtiğinizde bile balans ayarı bozulabilir (buna sebep olan, çamurun tekerleğe yaptığı ağırlıktır; o yüzden, çamurun tekerlekten hemen arındırılması gerekir.). Bu sorundan kurtulmak için, bir ön düzenciye gitmeniz yeterli olacaktır.

Peki balans ayarı nasıl yapılır?

Image for post

Jantlara kurşun ya da çinkodan yapılma ağırlıklar yapıştırılır ya da (eski tip jantlarda görebilirsiniz) kenarından sıkıştırılır; bu işlem, tekerlek ve jantın beraber aynı hızda dönmesini sağlamak için yapılan bir ayardır. Bunun için üstteki fotoğrafta örneklerini gördüğünüz çeşitli ağırlıkta olan balans ağırlıkları kullanılır. Balans ağırlıkları ya yapıştırmalı ya da kıskaçlı olduğu için bozulduklarında jantlardan ayrılabilirler; bu yüzden araç bakımı zamanında bunlara özellikle bakılması güvenli sürüş için önemlidir.

Şimdi gelelim Taiichi Ohno’nun yaşadığı probleme?

Bir tekerleği dengelemek için kaç tane balans ağırlığına ihtiyacınız olur?

Maalesef bunu önceden bilebilmek pek mümkün değildir.

Balans ayarı, hassas ve özel bir ölçüm gerektirir; çünkü her üretilen lastik ya da jantın yapısal formunda gözle görülemeyecek farklıklar olabileceği gibi, bakımı gelen araçların kullanım durumuna göre de farklılıklar oluşması söz konusudur. Eğer lastikte kütle fazlalığı varsa, uygulayacağı merkezkaç kuvveti daha fazla olacağı için, ağırlığı fazla olan yerin tam karşısına denk getirmek suretiyle 1 ya da 1’den fazla ağırlık takılır ve bu bölge dengelenir.

Bu da Taiichi Ohno’yu geleceği tahmin edilemeyen ve yalnızca geçmişe dönük birbirini takip ederek gelişen olayların bütününde görülebilecek, karmaşık bir sistemle karşı karşıya bıraktı. Karmaşık bir sistemi, işin içine girmeden öngörebilmemiz pek de mümkün değil.

Sene 1950

Toyota, yılda 40.000 adet araba üretir hale geliyor, 5 farklı çeşit balans ağırlığı kullanılıyor ve bu üretim hızına yanıt verebilecek bir sürü balans ağırlığına ihtiyaçları ortaya çıkıyor.

Peki kaç adet balans ağırlığı üretilmesi gerekir?

Belirli bir günün bir t anında 1 gramlık ağırlıklar 2 gramlık ağırlıklardan daha çok kullanılabilir miydi ?

Teknisyenlerin elinde hiçbir zaman tükenmeyecek ağırlıklar olmasını sağlamak doğru bir yaklaşım mıydı?

Ya Maksimum adette sürekli üretim?

Çözümün dezavantajlarına kafayı yorduklarında; üretim için büyük bir stok alanına, üretim gücüne ve paraya ihtiyaç olduğunu görüyorlardı ve bunu düzeltecek başka bir şey olmalıydı.

Piggly Wiggly!

Sevgili Taiichi Ohno çözüm için kafa yorarken, kendisini Amerika’da bir süpermarkette buluveriyor; gezdiği süpermarketlerin çalışma mantığını gördüğünde, bir ilham geliyor. 🙂

Image for post

Bir süpermarket, bir müşterinin, ihtiyaç duyulan zamanda, ihtiyaç duyduğu miktarda, ihtiyaç duyduğu şeyi satın aldığı bir yer. Prensip olarak, süpermarket ihtiyacımıza göre satın alım yaptığımız bir yer. Süpermarketten, bir üretim hattının daha önceki sürecini bir tür mağaza olarak görme fikrini aldık. Daha sonraki süreç (müşteri), gerekli parçaları (ürünleri) zamanında ve gereken miktarda elde etmek için önceki işleme (süpermarket) gider. Daha önceki işlem, hemen alınan miktarı (rafları yeniden doldurma) derhal üretir. ”- Taiichi Ohno

Peki bu esinlenme nasıl bir çözüm ortaya çıkardı?

Image for post

Tekerlekleri dengeleyen teknisyenlere, 1 gram ağırlılarla dolu 2 adet kutu , 2 gram ağırlılarla dolu 2 adet kutu vb. şekilde 5 tip balans ağırlıkları ile dolu olan 10 adet kutu verildi. Teknisyenler, kutulardan birinin tüm ağırlıklarını kullandığı zaman, boşalan bu kutuyu bir önceki balans ağırlıklarının üretildiği yere iletiyor ve bu kutuya, üretilmesi gereken balans ağırlığının miktarını gösteren bir kart takılıyor. Kutunun gelişi de, kutuyu doldurmak için gerekli balans ağırlıklarını üreten teknisyeni tetikliyor ve balans ağırlıklarının üretimi başlıyor; bu esnada boş kutuyu ileten teknisyen işin devamlılığını sağlamak için elindeki aynı tip ağırlık ile dolu olan 2. kutuyu kullanmaya başlıyor.

Image for post

Bu esnada balans ağırlığı yapan teknisyen, üzerinde kartı bulunan kutuyu doldurduğunda, tekrar teknisyene iletiyor ve döngü tamamlanıyordu. Ohno, bunu Kanban olarak adlandırdı. (Kanban, kutularda kullanılan “sinyal kartı” olarak kabul ediliyor).

Toyota için bir başlangıç olan çekme prensibi, sadece balans ağırlıklarıyla kalmadı, atölyeden atöleyeye, yan sanayiden ana sanayiye kısacası tüm fabrika içine entegre edilerek parçaların çekilmesinin uygulanarak, stok olayının tümüyle yok edilebileceğinin inancını sağladı.

Bu sistem sadece fabrikalarla, atölyelerle, yazılım geliştirme ile sınırlı kalmıyor; sağlık, insan kaynakları gibi çeşitli alanlarda da yalınlaşmayı kendine dert edinmiş bireysel veya kurumsal hizmet alanlarında görülmeye başlandı.

Çekme sisteminin en büyük faydası, kaynakları yeniden tahsis etmedeki gücüyle birlikte, üzerinde çalışılan işin uygun derecelerde sınırlandırmasıyla, sistemin düzgünleştirilmesi, israfların açığa çıkarılması ve sürekli iyileştirme ile akışın devamlılığının sağlanmasıdır.

Ne demiş Usta Taiichi Ohno, ‘Öğrenci öğrenmediyse, öğretmen öğretmemiştir.’

Kayak: http://agiletrail.com/2012/04/30/people-signing-up-for-work/

Yazar: Gülnur Tunçelli

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir